Hollanda = Yel Değirmenleri = Zaanse Schans :)

İlk Hollanda ziyaretimizde Amsterdam yakınlarındaki köylerden Marken‘i gördüğümde, kendi kendime dedim ki bu çizgi filmlerde bize gösterilen mekanlar aslında varmış, yani insan evladı buraları bir yerlerde görmüş de çizgi filmleri çizmiş. (Yani yaratıcılık aslında bu evleri yapan insanlarla başlamış) Marken’den sonra Zaanse Schans‘ı görünce de aynı düşünceler geldi aklıma. Çünkü Zaanse Schans da çizgi filmlerden fırlamış, elle çizilmiş güzellikte bi yer var. Ayrıca Hollanda deyince aklına nostaljik yel değirmenleri gelenler de bayram edecek, çünkü burası onlarla dolu 🙂

Hollanda’nın kuzeyinde Zaandam‘a yakın bu minik kasaba rüzgarlı mı rüzgarlı, e tabi yel değirmenlerinin burada olmasının bir sebebi olmalı.. Tam olarak yerini görmek isterseniz Haarlem yazısındaki haritaya bakmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Zaanse Schans yine Amsterdam merkez tren istasyondan doğrudan kalkan trenlerle 15-20 dakikada gidebileceğiniz çikolata kokulu harika bir köy. Zaanse Schans tren istasyonuna vardığınızda oradaki kafeye (Kafe olduğu için burada harita yoktur demeyin, burası aslında ayrıca turist bilgi merkezi, var yani 🙂 ) girip gezilecek yerleri gösteren haritanızı da (ücretsiz) alırsanız hangi tarafa gideceğinizi gayet rahat bulursunuz. 

Size şu kadarını söyleyeyim Zaanse Schans tren istasyonunda indikten sonra sol tarafa doğru yönelecek ve o caddeyi dümdüz geçeceksiniz, hatta yolun sonunda çok güzel kokular gelecek burnunuza, bunlar hemen sol taraftaki kakao fabrikasından olacaklar, siz de adeta bu mis kokuyu takip edercesine sola döneceksiniz, biraz daha ilerledikten sonra en büyük yel değirmenini yolun sonunda sağ tarafınızda bulacaksınız. Sonrası zaten köprünün karşısında gözlerinizin önüne serilecek. (Yani Zaanse Schans’ın gezilecek yerlerini bulmak çok basit)

Öncelikle şunu paylaşmak istiyorum, bu yazıdaki hiçbir fotoğraf fotoşoplu değil, bütün renkler benim telefonumun algıladığı şekliyle ve gerçek, eğer gidebilirsiniz orada gözleriniz daha da parlaklarını görecek. Zaanse Schans yeşile boyanmış, yel değirmenleriyle çevrilmiş, minik evleriyle süslenmiş bir köy zira, keyfini çıkartın.

Şimdi Zaanse Schans’ı fotoğraflarla gezme zamanı, buyrun efendim;

Tren istasyonundan çıktıktan sonra Zaandam veya Edam’dakilerin benzeri evler sizi karşılıyacak, dediğim gibi tabi ki çikolata kokusuyla birlikte 🙂

Yolun bitiminden sola dönüp biraz daha yol aldıktan sonra koskocaman bir yel değirmeni göreceksiniz ve bu daha başlangıç olacak..

Yel değirmeninin karşısında bir kafe olacak, hava güzel olursa belki bir kahve içeceksiniz..

Değirmen tarafına geçtiğinizde hemen sağınızda bir köprü belirecek ve asıl manzaraya o zaman kitleneceksiniz..Acaba hangi köşeden fotoğraflasam diye şaşıracaksınız..

Karşıda sıralı yel değirmenlerini göreceksiniz..

Yan yana dizilmiş evleri daha yakından görmek isteyeceksiniz..

Keyfinize diyecek olmayacak, kahkahalar atacaksınız..

Megalomanca pozlar vereceksiniz 🙂

İşte bunlar hep megalomanlık 🙂

Çekimleri bitirdikten sonra köprüden karşıya geçip sol tarafa yöneldiğinizde klasik Zaanse Schans evlerini ve müzelerini bulacaksınız..

Ve köy size sağlı sollu gelecek 😀

Kanalın karşısındaki evlerin kendi köprülerini görünce bi şaşıracaksınız mesela..

Yani böyle ev mi olur diyeceksiniz, bizim evin asansörü yok ayol..

Adam kendi evinin köprüsünü yapmış, bir de ne estetik ama..

Kanaldan öteye şöyle bi dalıp gideceksiniz, aklınızda kuşlar mı, özgürlük mü kimbilir..

Ben Hollanda’da her gördüğümde sevindiğim balıkçılları düşünebiliyorum mesela bazen 🙂

Sonra da böyle dalıp gitmiş, kafayı bulmuş, dertli gönüllere giren işte benim Zeki Müren pozu verebiliyorum 🙂

Pozları bırakıp evlere geri dönüyorum, Allahım insan mı yaşıyor buralarda?

Çizgi film falan çekmiyo mu abi bunlar burda ya?

Yok kardeş bildiğin gerçek ev bu, çekim falan yok..

Hatta bir tane de değil, evler yani 🙂 …

Hem de sıra sıra, hey yavrum hey 🙂

Tabi kafeleri, güzel mekanları da var Zaanse Schans’ın, havanın da mis olduğu zamanlarda keyfini çıkartmanız için..

Bir de pisiklet kiralama yeri var, oradan pisikletinizi alıp firt diye de gezebilirsiniz köyü, bu da güzel bir seçenek yani ama tabi rüzgara dikkat, uçmayın 🙂

Belediye buradaki tek tip ev yapma zorunluluğunu her yer için getirmiş, bisiklet kiralama tükkanları için bile 🙂

Köy bu arada hala çikolata kokuyor ve artık yel değirmenleri size daha yakın duruyor..

Bildiğim kadarıyla bu yel değirmenlerinin yapılma sebebi bizdeki gibi buğday öğütme vb. maksatlı değil. Hollanda deniz seviyesinin altında bir ülke ve ülkenin batmaması için 🙂 -evet bu gerçek, çünkü su üstüne kurulmuş bir yer burası- birçok önlem alınıyor, bunlardan biri olarak yel değirmenleri eskiden denizi karadan uzak tutmak için kullanılmış. (Yanlışım varsa düzeltin canlar)

Günümüzde genelde turistik amaçlı kullanılıyor, bazısı mesela müze olarak ziyaret edilebiliyor, 4 euroya girip içini gezebiliyorsunuz.

Tabi bir de önünde poz verilecekler var, aman ha atlamayın 🙂

Yel değirmenlerini bitirdikten sonra mis kokolu bir mekanla daha karşılaşıyorsunuz (Cacaolab), içeride harika çikolatalar, hatta çikolatalı çaylar ve istediğiniz gibi hazırlayabileceğiniz sıcak çikolata var..

2 euroya 🙂

Ben minnoş bir başka dükkan buluyorum bu arada, incik boncukcu 🙂 Gereksiz ama tatlış eşyalar dükkanı 🙂 Hemen dalıyor ve şipşak fotoğraflıyorum, benim için burası sıcak çikolatadan daha evla..

Karmakarışık görünüyor ama detaylara dikkat!

Klasik Hollanda renkleriyle boyanmış seramikler..

Matruşkalardan tut da hollanda tahta ayakkabısına kadar, zannedersin milyoncu (ama fiyatlar değil)

Bunlar hep biz kadınlara karşı kapitalizmin oyunları 🙂

Dükkanın bahçesi de ayrı bir güzel;

Sezon Halloween sezonu, kabaklar dışarı..

Bu çiçeklerin ise sezonu yok, kalbin güzellik çekerse gel gör 🙂

Veee sonunda gerçekten Hollanda’da olduğunuzu anladığınız an; o kocaman tahta ayakkabıları gördüğünüzde geliyor 🙂

Bana göre Hollanda’yı turist olarak ziyaret etmek çok keyifli (yani şair burada yaşamasını bilmem demek istiyor). Amsterdam ayrı bir dünya, civarı, köyleri apayrı, ben her birini gezmekten ayrı haz alıyorum. Zaanse Schans da bu yerlerden biri oldu son ziyaretimizde. Hava da güneşliydi, hafif de esintili, çikolata kokusu cabası…Kısa sürede, Amsterdam’dan da çok uzaklaşmadan gezebileceğiniz, renkli evler, yel değirmenlerinin diyarı burası. Dilerim siz de gidin, en az bizim kadar keyif alın! (Sonra da bana yazarsanız ah ne sevindirirsiniz bu garibi)

Duygu

Facebooktwitter

Bir Cevap Yazın