Bazı Sabahlar

Bazı sabahlar çok erken uyanıyor ve uyuyamıyorum. Bu durum Prag’a taşınmamızdan önce, fakat taşınacağımız belli olduktan sonra başladı. Sıla hasreti çekmiyorum. Yani erken uyanma sebebim belki huzursuzluk diye düşünüyorum ama kaynak taşınmak değil. Erkenden yatıyorum bazen, belki ondandır 🙂 2+2=4 tabi bu noktada 🙂

Uzun zamandır çalışmaya alışmış bir insan olarak (ders çalışmak, işte çalışmak, ömrüm çalışmakla geçti), boş duramama gibi bir sorunum var. Boş duramıyorum arkadaş, ilk geldim, örgü mü dersin dikiş mi dersin, paten mi dersin denemediğim şey kalmadı 🙂 Ama neticede örgü çantalarım, diktiğim bir bluzum ve düşüp kendimi incittiğim bir patenim oldu. Paten konusunda şimdilik kararlarıyım, küçük adımlarla ama ilerliyorum. 

Buraya taşındığım ilk 2 ay boyunca, gelmeden önceki hedefimi unuttum, unutmak istedim daha doğrusu 🙂 Uzatmalı sevgilim, yılların eskitemediği birlikteliğim yüksek lisans tezimle aramızdaki ilişkiyi sona erdirmem gerektiği gerçeği ve tabi bu konudaki hedefim. İstanbul’da bunun üzerine çalıştım. 6 yıldır tez yazıyorum arkadaş! (Yazmıyorum aslında asıl sorun bu!) Prag’ta bu iş bitecek dedim! Dedim de ilk 2 ay sanki bomboş havuzda çırpınır gibi ne yapacağımı bilemez halde kaldım öylece.

Neyse toparlandım kardeşlerim, bu sefer toparlanıp kendime geldim! Birkaç arkadaşımın sayesinde yeniden tez yazmaya başladım, şimdi düzenli bir programım var, kütüphaneye gidiyorum, bu tez bitecek!

Arkadaş demişken burada bir arkadaşım oldu, çok tatlı birisi, onunla da vakit geçiriyorum, hoş oluyor tabi gün içinde kendi kendine konuştuktan sonra 🙂 şaka şaka kendi kendime konuştuğum yok, çalışırken yapmak istediğim ama yapamadığım her şeyi yapmaya çalışıyorum sadece. 

Bu arada size de tavsiye edebileceğim bir şey yapıyorum; mektup yazıyorum, yazılar yazıyorum, müzik dinliyorum, bunlar beni inanılmaz rahatlatıyor! Ve tabi yoga, aman Alllah’ım, kim bulduysa kulu kölesi olayım, yok böyle bir ferahlık. Kardeşlerim, zihnen ve bedenen sağlıklı olmak istiyorsanız, taze nefesler almak benim de hakkım diyorsanız yogaya başlayınız. Amannn ne o öyle antin kuntin demeyin, bakın zibilyon çeşidi var, kendinize uygun mutlaka bulacaksınız, deneyin, sonra bana gelin, beğenmezseniz paranızı iade etmiyorum tabi başka tavsiyelerde bulunurum en fazla.

İnanır mısınız bu yazıyı yazarken havası kapalı olan Prag’ın bile yüzü güldü, güneş açtı, çok sevimli, göz kırpıyor bana pencereden.

Prag’ın Eski Şehir Bölgesi (Old Town) dedikleri kısım çok turistik, inanılmaz kalabalık, dün bi o tarafa gidelim dedik, yürüyemiyoruz yahu! Birden aklıma Kadıköy, Bahariye geldi 🙁 Derhal toparlandık, ana yoldan ara bir caddeye saptık.

Ara caddeye sapmadan önce kalabalığın içinden giderken duyduğum Türkçe kelimelerden bahsetmek istiyorum ara caddeden önce. İnanılmaz Türk var tabi, turist kafileleri coşmuş, tutabilene bravo! Teyzenin biri şikayet ediyordu, ne kadar kalabalık Allah’ım burası falan diye, ben de birden araya girdim, “evet ya çok kalabalık” dedim, tabi teyzede hafif bir şaşırma, halbuki sen ordasın ben niye olmayayım değil mi? İnsan işte… (Ben de seviyorum böyle araya girmeleri, bir keresinde İtalya’da bağıra bağıra Türkçe kavga eden aileye “afiyet olsun” demişliğim var, onu da anlatırım bi ara) Hemen memleketimin muhabbetine başladık, öğrenci misin, okuyor musun, gezmeye mi geldin yaşıyor musun, sorular adeta zincirleme falan tamlamalar yapıyor. Dedim avukatım aslında, ama burada çalışmıyorum, yaşıyorum, eşim çalışıyor. Teyzenin eşi ordan atıl kurt misali atladı, avukat olmuşsun o kadar okumuşsun, niye avukatlık yapmıyorsun, çalışmıyorsun, niye buraya geldin! Canım vallahi keyfimden demek istedim de, büyüklerim öğretmiş; saygı duyuyorum. Amcadan kurtulmanın yolunu o anda buldum, yüksek lisans yapıyorum dedim! Tez yazıyorum, yani okuyoom ben yaa! dedim. Amca ne dese beğenirsiniz kardeşlerim; benim kız da Ankara’da yüksek lisans yapıyor, sanki nolcaksanız! Sonra o işte bahsettiğim ara caddeye saptık hızla, yanımda arkadaşım var, bize de gırgır oldu işte, amcadan azarı yedim ama neyse. Neticede herkes okuduğu işi mutlaka yapmalı, niye burda da avukatlık yapmıyorum lağğğnnn??? Resmen aydınlanma yaşadım, ben en iyisi tez elden Prag Barosu’na kayıt olayım. Ay hep unutuyorum önce Çekçe bilmem, sınavları geçmem ve belki de Çek Cumhuriyeti vatandaşı olmam gerekiyordu. Neyse hallederim bi şekil ya..

Sabah 6.51 aklımdan neler geçiyor ya Rabbim, şu anda aslında devirip uyumam gerekmiyor muydu? Neyse iyi tarafından bakacağım erken kalkan yol alır, ben aldım yolumu, seyahat yazıları dışında bloguma ilk defa genel geçer bir yazı yazdım. Arada yapacağım bunu iyi geldi!

PS: Dün çok tatlı bir demlik aldım kendime, bknz:

Jpeg

Başta yeşil çayım olmak üzere bitki çaylarımı artık kendisinde demleyeceğim! 

Facebooktwitter

“Bazı Sabahlar” üzerine 2 yorum.

  1. Demliğe bayıldım❤️ Yazıya daha çok❤️❤️ Her gün yaz canım Duygu’m. Seni böyle de takip etmek çok keyifli olacak. Ayrıca insan bi kere avukat oldu diye hayatının her döneminde avukatlık mı yapacak yani. Nerde biz düzlük hakkımız Amca halt etmiş. Öpücükler.

    1. Esroşum, sağol cansın. Gel sana o demlikte çay demleyeyim, ne keyifle içeriz be 🙂 Sen de şu köşeyi şenlendirsene, onu da bi düşün derim 🙂 Öperim.

Bir Cevap Yazın