Certaldo – San Gimignano – Monteriggioni – Siena

İtalya’ya ve bu yazıya yakışır, okurken de keyifle dinleyeceğiniz beğendiğim bir şarkıyı paylaşıyorum sizinle, bir yandan okuyun bir yandan dinleyin, bugün söze müzikle başladım, ne de güzel bir duygu;


İtalya seyahatinin 3. günü inanılmaz yoğun. Planımız önce San Gimignano’ya oradan Monteriggioni’ye ve en son da Siena’ya gitmek. San Gimignano ve Monteriggioni kalesi olan muhteşem ortaçağ şehirleri, tamamen korunmuş, müthiş yerler. Özellikle San Gimignano, harika bir yer tabi bu sebeple de aşırı turistik, gittiğimiz iki tarihte de çok kalabalıktı.


Planımızı yapıp yine sabah 9’da Montecatini’den çıktık yola. San Gimignano’ya doğru üzüm bağlarından geçerek yol alırken uzaktan bir kale farkettik, navigasyondan kontrol ettiğimizde Certaldo diye bir bölge olduğunu anladık, yakınlaştıkça güzel bir yerle karşı karşıya olduğumuzu anladık. Araba kiralayarak seyahat etmenin bence en güzel yanı bu; yolda karşılaştığınız sürprizleri hemen değerlendirebiliyorsunuz. Biz de hiç durmadık değerlendirdik, hemen oraya doğru direksiyonu çevirdik. 

Certaldo da eski (Certaldo alto) ve yeni yerleşim yerleri olarak ikiye ayrılmış, tepe kısmında finiküler ile çıktığınız eski bir şehri var kale içerisinde tam anlamıyla muhteşem, biz çok sevdik, San Gimignano kadar turistik de değildi, bu yüzden oldukça tenha idi. Aracımızı yeni şehre park ettik, finiküler çok yakındaymış, hemen bindik, gidiş-dönüş 1,5 euroymuş, aşağıdaki biletle biniyorsunuz. (Bu arada biz bu şekilde yaptık ama daha sonra farkettik ki eski şehre çıkan karayolu da varmış, biz arayıp bulamamıştık navigasyonla)

 
Certaldo finiküler bileti
 
 
Finikülerden de yeni şehrin manzarası böyle

Böylece Certaldo alto’ya geldik, finikülerle çıkış birkaç dakika sürüyordu. Hemen şehrin girişine çıkıyorsunuz ve başlıyorsunuz gezmeye.

 
Şehrin girişinde karşıda gördüğünüz asmayla kaplı yer karşılıyor sizi, burası restaurant olarak kullanılıyor
 
Merkeze çıkan sokaklardan biri
 
Reçel satan bir dükkan burası, önündeki masada tadım için değişik reçeller bırakılmış, her türlüsü mevcuttu, biz iki çeşit falan denedik, beğenmedik, bizim damak tadımıza uygun değildi, ama mekan hoşumuza gitti.
 
Aynı mekan
 
Certaldo’nun merkezindeki kilise
 
Böyle güzel yerleri var
 
Böyle güzel evleri var
Harika sokakları da var
Taner ve ben 
 
Evlerin böyle güzel kapıları var, her yerde estetik anlayışları kendisini göstermiş, çiçeksiz ev yok gibi
Böyle değişikli pencereleri var
Asma kaplı evler var, çok da şirinler
 
21 numara burası
Kaleden yeni şehir manzarası
Her sokağı ayrı güzel
Minnoş bahçeleri var, tabi ki kedisi eksik değil 🙂

Certaldo, küçük bir yer, gezmesi hemen bitiyor ama gel gelelim canınız şehirden ayrılmak istiyor mu? Hayır!! Burada insan huzurla saatler geçirebilir, manzaralara dalabilir, kitap okuyup müzik dinleyerek dinlenebilir. Turist kalabalığı da olmadığından bunları yapmaya çok müsait. Ama maalesef bizim vaktimiz yok, gezmemiz gereken çok yer var. Bu yüzden yaklaşık 1 saat gibi bir süre geçirdikten sonra yeni Certaldo’ya geçiyoruz, finikülerden inince tam karşımızda pazar kurulmuş, ay biz pazarları gezmeyi de çok severiz. Hemen pazara koştuk, hızlı hızlı dolaştık burayı, zaten ufacıktı aşağıda birkaç görüntüsü var.

 
Yeni Certaldo
Yeni Certaldo
Yeni Certaldo
 
Yeni Certaldo
 

Certaldo’dan çıktık yola gittik San Gimignano’ya, burayı Tanerle biz çok seviyoruz, burada dünyanın en iyi dondurmasının satıldığı yerler (bazı yıllarda birinciliği kazanmış iki farklı dükkan) var. (Burayı sevmemizin bir nedeni de bu belki de, harika dondurmaları 🙂  

San Gimignano’ya gelene kadar toskananın güzelliklerini gözlemleyebiliyorsunuz, üzüm bağları, kendine özgü uzun çam ağaçları, her yer yemyeşil, evler harika. Biz de böyle yollardan geçerek San Gimignano’ya geldik. 

San Gimignano’ya girene kadar bayağğ sıkıntı çektik, zira otopark yeri bulmak çok büyük bir problem, 3 kere mi dolaştık 5 kere mi bilmem ama şehrin en uzak otopark yerinde bile yer yoktu, deli kalabalık her yer. Bir ara şehirden geri çıktık, başka bir yerleşimde otopark bulduk 🙂 İyi de oradan nasıl gideceğiz San Gimignano’ya? Bakındık ettik, otobüs durağı vardı ama yok nafile oradan gidemeyeceğimize karar verip San Gimignano’ya geri döndük, otopark turlamaya 🙂 Neyse ki yol üzerinde boş bir yer bulduk (yol üzerinde kenarlara araçlar park etmişlerdi), biz hırsızlık olayından sonra paralı yerlere park etmeye çalışıyorduk ama mecburen bu sefer yol kenarında bir yer bulduk da park ettik, duamızı okuduk bıraktık aracımızı. 

Biraz yürüdükten sonra San Gimignano’ya girdik, girişinde sağdan baktığınızda aşağıdaki resimlerde yer alan manzaraları gördük.

 
San Gimignano manzarası
San Gimignano manzarası
San Gimignano manzarası
San Gimignano manzarası

Ortaçağ şehrinin içine girdiğinizde ise sanki bir film sahnesinin içindesiniz, öyle bir duygu veriyor insana (tabi kalabalığı görmezden gelmelisiniz). İnanılmaz iyi şekilde korunmuş bir tarih var burada, etkilenmemek mümkün değil. Bu arada çok turistik, her yer insan, burası da Türklerin de çok geldiği bir yer, hediyelik eşyaları biraz pahalı olabilir, şehrin son kısımlarına kadar girin fiyatları sora sora sonrasında da dönerken alırsınız. Biz buradan ufak espresso bardakları aldık, tanesi 3,5 euroydu, bunlarla türk kahvesi içiyoruz :)) neden olmasın? 


Biz San Gimignano’ya önceki yıllarda da gelmiştik, burada güzel bir dilim pizzacı vardı fakat kapanmış bulamadık, dilim pizza tarzı atıştırmalıkları satan pek fazla yer de göremedik, kafe restaurantlar vardı sadece, biraz ilerledikten sonra şehrin sonuna doğru bir dilim pizzacı bulduk oradan aldık pizzalarımızı yedik, fakat ısıtmadıkları için soğuk ve lezzetsizlerdi.


Sonrasında dönüşte de o harika San Gimignano dondurmalarından yedik. Dondurma San Gimignano’da 10 numara, boşuna dünyanın en iyi dondurması seçilmemiş. Hatta zeytinli bir çeşit var, Tanerle biz zeytinli dondurma mı olur dedik almadık ama yanılmışız, çok da güzel oluyormuş, deneyin derim.  

San Gimignano’nun içinden manzaralar da aşağıda;

 
Meydan
 
Güzel dükkanlar
 
Girişteki büyük meydanı (Dondurmacılar bu meydanda)
Tarihi sokakları tam fotoğraf çekinmelik 🙂
 

San Gimignano’da da gezdikten sonra rotamızı bir başka orta çağ şehri olan adının nasıl okunduğunu bilmediğimiz Monteriggioni’ye çeviriyoruz. Monteriggioni’nin tam önünde koskocaman bir otopark var, yer bulmamanız imkansız diye düşünüyorum, çünkü San Gimignano kadar turistik görünmüyor. Buraya arabamızı park edip azıcık bir yokuş çıkma sonrası şehre giriyoruz. Burası Certaldo’dan da küçük sanki, fakat küçüklüğü güzel olmasına engel değil, yine çok iyi korunmuş bir şehir ile karşımızda. 

Buraya vardığımızda hava bayağ sıcaktı, yemek yiyip tatlıyı da götürdükten sonra insanın canı kahve istiyor. İtalya’da al götür (take away) kahveler çok meşhur, her yerde bulabilirsiniz, fiyatları da çok uygun, burada sütlü filtre kahvenin adı cafe latte, 1-2 euro gibi bir fiyatı var, espresso da aynı şekilde.

Şehre girdikten sonra aşağıdaki meydandan geçtik, biraz iç sokaklara girdik, sokaklar yine çok estetik, çiçeklerle bezenmiş, tarih korunmuş. 

Monteriggioni meydanı
 
Taner ve ben (üstteki el korku filminden fırlamış gibi)
 
Asmalara sarılmış kapılar
 
Meydanda kafeleri, koşan garson çocuklar 🙂
 
Monteriggioni’den bakınca da böyle bir manzara var

Monteriggioni zaten çok minik olduğundan hemen gezip Siena’ya doğru yola çıkıyoruz. Bugün programımız çok yoğun, fakat doğru planlama ve zamanlamayla her yere yetişiyoruz, Siena’nın hem gündüzünü hem gecesini görüyoruz. 

Bir müddet yol aldıktan sonra Siena’ya varıyoruz. Aracımızı şehrin çok içine park edemiyoruz, yine İtalyan’ları takip edip bir yol kenarına park ediyoruz tırsa tırsa, inşallah döndüğümüzde koyduğumuz yerde buluruz diye, başlıyoruz ufak ufak tırmanmaya, Siena’ya biraz yokuşlu yolların ardından kavuşuyorsunuz.

 
Duomo di Siena

Duomo di Siena’nın karşısında oturma yerleri var, kahvenizi alıp oraya oturup kilisenin müthiş mimarisini izleyebilirsiniz.

 
Remus ve Romulus’u emziren dişi kurt 
(İtalya’nın genelinde bu heykeli görebilirsiniz, bir hikayesi var, burada uzun uzun anlatmak istemiyorum internetten küçük bir araştırmayla bulabilirsiniz, mitolojiye göre Remus ve Romulus Roma’yı beraber kurmuş.)
 
Siena’nın yolları taştan
 
Siena
 
Vespa da böyle güzel pozlar verebiliyor Siena’da
 
Piazza del Campo 
(Palio isimli at yarışları her yıl bu meydanda yapılır)

Campo meydanında oturmalar çok meşhur, gençlik burada, meydanı halka halinde cafe-restaurantlar sarmış. Yine dilim pizzanızı, kahvenizi, tatlınızı alıp meydanda oturarak da yiyebilirsiniz, bir cafeye de girebilirsiniz, cafeler de meydana bakıyor. Biz burada her zamanki gibi dilim pizza yedik (İtalya’dan döndüğümüzde bir süre pizza görmek istememiştik :), Taner nutellalı pizzayı görünce çok heyecanlanmıştı, ancak hiç beklediği gibi olmadı, siz de görürseniz dikkatli olun, nutellalı kesin lezzetlidir demeyin. 

 
Piazza del Campo
 
Piazza del Campo
 
Palazzo Salimbeni
(Burası dünyanın en eski bankalarından birinin bulunduğu meydan 
Banca Monte dei Paschi di Siena- sanırım heykeli olan amca da kurucusu ama emin değilim)

Siena’da hava yavaş yavaş karardı, biz yorulduk, Montecatini’ye daha gidilecek uzunca bir yolumuz vardı. Siena’dan hiç dönmek istememiştik, çünkü ertesi gün İstanbul’a dönüş zamanı olacaktı. Fakat yapacak bir şey olmadığından dönüş yoluna, arabamızın olduğu tarafa geçtik. Önce bir pastaneden güzel bir tatlı ve kahve aldık, yavaş yavaş yokuş aşağıya indik.

 
Yorulduğumuzdan yer yer dinlendik tabi (Taner ve ben)
 
Aracımızın olduğu yerden küçük bir Siena manzarası


Gittiğimizde aracımız yerinde duruyordu, derin bir oh çektik. 


Aracımıza binip otelimizin olduğu Montecatini’ye döndük… 


Yarın ülkemize dönüş günü olacak..

Facebooktwitter

Bir Cevap Yazın