Fransa; Grimaud

Hani insanların ilginç davranışlarını görür de bu neyin kafası deriz ya, işte biz seyahat boyunca ilginç davranışlarımızı hep Grimaud kafası olarak isimlendirdik, bunları Grimaud kafasıyla açıkladık, bu kafanın resmini bile çektik biz! Grimaud bizim için Grimaud kafasının ortaya çıktığı yerdir. Ama tabi herkes için Grimaud nedir açıklamak gerekir.. bu yüzden kafalar ve resimler aşağıda ama önce biraz tarih, Grimaud neresidir? işte sorunun cevabı; 

Grimaud bir ortaçağ köyü, St. Tropez yakınında, güney Fransa’da Cote d’Azur şeridinde. Tarihi çok eski, 11. yy’dan beri burada hayat var ve 17. yy’a kadar da Grimaud kalesi St. Tropez’in de içinde bulunduğu körfezin tek hakimi ve 19. yy’ın sonuna kadar da körfez Grimaud körfezi. 

İlerleyen zamanda köy yavaş yavaş kaleden aşağıda doğru genişlemeye başlıyor, şehir yokuş aşağı doğru büyüyor. Bu taşınmanın kanıtı da köye inşa edilen St. Michael Kilisesi oluyor. Ayrıca köyde Grimaud tarihinin ne denli iyi korunduğunun göstergesi olarak 11.yy’dan kalma Notre Dame de la Queste şapeli, 15. yy’dan kalma Penitent’s şapeli ve 18. yy’dan kalma St. Roch’s şapeli bulunuyor. 

Bir de köyün en tepesindeki kaleden görebileceğiniz 17.yy’dan kalma değirmen yer alıyor. 

Grimaud tarihi kısaca bu şekilde. 

Yazılmış bu tarihi bir kenara bıraktığınızda, yani bilmediğinizde bir şey kaybetmiş olmazsınız, çünkü köyün sokakları size zaten tarihi had safhada hissettiriyor. Velhasıl çiçeklerle bezenmiş, dar, taş sokaklarda dolaşırken tarihi zaten çoktan okumuş oluyorsunuz. Aynı zamanda kendinize soruyorsunuz bu estetik anlayışı nereden geliyor? Siz ananızın karnından evlerinizin bahçelerini, camlarını, kapılarını süslemeyi mi öğrendiniz? Öyle olsa gerek, aksi halde bu güzellik anlayışının nereden geldiğini anlayamayız, kendimizi bizde niye yok diye avutamayız.  

Neyse bu konular derin Grimaud’a geri dönsek daha iyi.. 

Grimaud’a nasıl geldik? Arabayla St. Tropez’den geçtik, çok da yakınlar, fırt diye geldik valla. Grimaud’un girişinde aşağıda resimleri bulunan otoparka park ettik aracımızı, görevli birisi vardı, ne zaman döneceğimizi sordu, arabanın önündeki saatle de kaçta döneceğimizi işaretlememizi istedik, biz de istediğini yaptık, buradaki otopark ücretsizdi, 5 kuruş para vermeden kullandık 🙂 

Bu arada araçla köye girmek mümkün değil gibi görünüyordu.. 

Otopark hemen bu binanın önündeydi
 
Ağaç gölgesi de vardı

Otopark deyip geçmeyin, elin memleketinde otoparkın bile hemen kıyısında bakımlı tarihi çeşmesi var. 

Çeşmenin hemen kenarında karekodu vardı, okutun öğrenin nedir ne değildir
 
Bu arada sizin için köyün haritalarının fotoğraflarını çektim, biz gitmeden bir plan çıkartmamız mümkün olmamıştı, ama belki sizin işinize yarar.  
Otoparktaki Grimaud haritası
Bu da şatodaki Grimaud haritası

Otoparktan nihayet çıkabildik, buradan sonra Grimaud’un caa’nım yokuşları başladı, Allah sizi inandırsın yokuş çıkacağız diye imanımız gevredi. Ne yokuşun vardı be Grimaud demek istiyorum. 

Henüz yolun başında bu evi gördük, böyle ev mi olur dedim ya, böyle bir güzellik mi olur, oluyor işte.. (böcek, yılan falan vardır bu evde diye avutuyorum kendimi 🙂 

Otoparktan şehre doğru çıkıyoruz
 

Sonra Grimaud’un çiçekli, bakımlı, güzel sokaklarına daldık..

 
 
 
Yolların kedisi, sokağın tek hakimi
 
İşte bu da kapı, garaj kapısı garaj (resimli anlatım)

Sonra işte bu sokakları görünce bir delilik geldi bize, ne yapsak bilemedik, şaşkın şaşkın fotoğraflar çekelim dedik, işte bundan sonra olan oldu, o Grimaud kafasını yaşadık. 

İsmayille Grimaud qeyfi
Grimaud kafası 
İşte bunlar hep Grimaud kafası
Alevle İsmayil de kafayı yidi, işte bunlar da Grimaud kafası

 

Biz çıkamadık Grimaud kafasından bir müddet devam etti, bundan sonra gezdiğimiz yerlere de bizimle geldi.  

Grimaud’un sokaklarında usul usul dolaştık, kafamızı da aldık Grimaud kalesine çıktık, hem de yokuş yukarı! haydi tabana kuvvet!  

Oflaya poflaya çıktık yokuşu, en son aşağıdaki merdivenlere geldik köyün bitişi kalenin sınırlarının başlangıcıydı burası, valla dedim ben bırakıyorum, yok olmaz bilmem bi sürü tantana, zorla çıkardılar beni 🙂  

Şato göründü, işte son merdivenler (olmasını umut ettik, tabi ki son değildi)

Önümüze çıkan tüm merdivenleri çıktık veee işte kale göründüüü 

O da nesi???? Böyle kale mi olur, yıkılmış la bu
 
A dostlar, yıkılmış kaleyi burada kale var diye kakalıyorlar millete, kale görmesek yutturacaklar bize, böyle kale mi olur?? Biz ettik, siz etmeyin hiç kaleye falan çıkmaya gerek yok kardeş çıkmayın, kale de eksik kalsın, Grimaud neye yetmiyor, mis gibi köy, sokaklarında kaybolun, buraya uğramayın. 

Neyse biz geldik artık, mecbur çıkıyoruz kaleye. 

Kaleye çıkarken böyle bir sahne yapmışlar, herhal etkinlik oluyor biz denk gelmedik
Zaten bence bu kaleye kimse çıkıp da bişi izlemez, o yüzden temsili seyirci yapmışlar 🙂 (evet sanattan anlamadığım doğrudur)
Yakınına geldik, o kadar tırmandık, çekelim kardeş, işte bu da kalenin kulesi
Ne yapaydım? Yorulamaz mıyım? Yoruldum işte, dinleniyorum

Bu yıkık kalenin tepesine kadar çıktık, zaten artık battı balık yan gidiyordu, yapacak bir şey yoktu. 

Şu parmaklıkları görmek için mi çıktık bizzzzz, tam bir hayalkırıklığı

Neyse bu kadar şikayet etmek yeter, kaleye çıkmasaydık şayet; 

Bu manzarayı görebilir miydik? (hain iç ses: görmesek ne olurdu afedersin de 🙂
 
Panoramik güzel ama be (hain iç ses: nesi güzel yav, çorak toprak nerdeyse)
Ama bak uzaklarda St. Tropez görünüyor (hain iç ses: kardeşim sen zaten onu yakından görmedin mi?)

Neyse ben Grimaud kalesi konusunda iç sesime yenik düştüm, haklıydı, bu kaleye çıkmaya değmez. Sokaklarında cirit atın ama, bence Grimaud kalesine çıkmayın, nefesinize yazık ayol. 

Ama artık biz çıkmış olduk, biraz dolandıktan sonra da o yarım yamalak kaleyi ardımızda bıraktık..Köyün sokaklarına geri döndük. 

Şimdi göstereceğim kareler bir başka,  Grimaud sokaklarının tozunu attırdık, işte kanıtları; 

Güzel evler
 
Dar sokaklar
 
Her yer çiçek kaplı
Gizemli kemerleri var
Yeşil aynı zamanda
Güzel çeşmeleri de sıcaktan bunalanlar için adeta vaha (aman dikkat Grimaud’un suları içilmiyor)
Yokuşunda bunalan çoksa demek ki 🙂
 
 
Halbukisi buranın yerlisi olsan hiç bunalmazsın bu taş evler klimalı gibidir 
Ama kışın soğuk olur deyip avutuyorum kendimi (şşşt uyandırmayın)

Gezerken St. Michael Kilisesine rastlıyoruz; 

St. Michael Kilisesi
St. Michael Kilisesi
 
Bu arada kaledeki sahnenin seyircilerinden bazılarını yolda gördük (şaka bir yana bu heykellerin gerçek anlamda neyi simgelediğini bir türlü anlayamadık)

Grimaud’da dikkatimi çeken bir diğer şey evlerin kapıları oldu, bazı evlerin kapıları çok güzeldi; 

Kapısı güzel olan evin sahibi de güzel olur (aforizma-1)
Kapısı güzel eve çok misafir gelir (aforizma-2) (esinlenme: misafir evi)
 
Kapısı güzel eve aşık olunur (bunun nesi aforizma, şunun güzelliğine bakın)
 

Yokuş aşağı arabamıza doğru giderken çok şirin dükkanlara rastladık, bunlardan biri aşağıdaki porselen dükkanıydı.

 
Porselen dükkanı
 

Sesinizi duyar gibiyim, karnınız mı acıktı? Grimaud’da yemek yemek mi istiyorsunuz? Seçenekler var, hemen otoparkın yakınında restaurantlar mevcut, bunlardan ikisi de aşağıda; 

Le Clem’s Restaurant
Le Clem’s Restaurant menüsü (fiyatları görebilesiniz diye)
 
Le Bou-Bou Restaurant
 

Eveett, Grimaud’da sizi gezdirdim, burası hakkında bilgilendirdim, karnınızı doyurdum, e insan daha ne ister değil mi? Değil, insan daha fazla gezmek ister, bizim gibi, o zaman bitmedi devam ediyoruz, Grimaud son olmayacak elbet, ama gezdiğimiz güzel yerlerden biri olarak aklımıza kazınacak, Grimaud kafası unutulmayacak..

Facebooktwitter

Bir Cevap Yazın