Fransa; Annecy

Biz bugün Annecy’ye gidiyoruz…

Annecy tam yaşamalık bir şehir, ben çok beğendim, eski şehir – yeni şehir iç içe, çarşısı pazarı harika, sadece seyirci kalmak değil yaşamak gerekir. 

Öğlenden önce Annecy’ye varıyoruz, merkezdeki Hotel De Ville Parking’e aracımızı park ediyoruz, geniş bir otopark burası, biraz aşağılarda da olsa yer buluyoruz. Biz yaklaşık 3 saat için 3,9 euro ödüyoruz otoparka. 

Gününüzü fotoğraflarla şenlendirmeden önce size biraz Annecy’den bahsetmek istiyorum, yine bir fransızca ilginçliği yazıldığının aksine “an.si” diye okunuyor efendim. Fransa’nın güney doğusunda, Rhone-Alpes bölgesinde kalıyor, kendisiyle aynı isimli bir gölün kıyısında, Cenevre’ye yakın, biz buraya Cenevre’den geliyoruz bu arada. 

Buralar hep kanton kanton, komün komün, bizim için -benim için diyebilirim belki de sadece, bilemiyorum- biraz ilginç, karmaşık, Annecy de Haute-Savoie’nin başkenti diyeyim sizin de kafanız karışsın 🙂

Tarihine gelecek olursak; 1444 yılında Savoygiller kurmuş şehri (Savoy Şehzadeleri diye geçiyor bu -giller), yani anlayacağınız eski bir şehir, elbette ki oldukça iyi korunmuş.

Annecy, gölüyle dağlarıyla kendiliğinden zaten güzel bir yer, bir de bakımlı, her yer çiçekli, yeşillikli olunca, güzelliği kat be kat artmış, iç açıcı bir hali var, kışını görmedim ama bence yaz bu şehre çok yakışmış.

Sporsever, maceraperest, oradan buradan atlamaya bayılan gezginler için de bilinmesi gereken şey; Annecy, yamaç paraşütü için biçilmiş kaftan, bir de bu açıdan Annecy’i değerlendirmenizi tavsiye ederim. Buraya tıklayarak Annecy’de neler yapabileceğinizi görebilirsiniz. Şimdiden iyi eğlenceler.

Bizim ise Annecy’de ancak gezebilecek kadar zamanımız vardı, elbet biz de rafting yapmak isterdik, fakat yapamadık, deli gibi yürüdük, çarşısını pazarını gezdik, çok güzel zaman geçirdik Annecy’de ve sonra da daha da güneye inmek için ayrıldık, bırakın raftingi bu yaptıklarımız bile harikaydı.

Annecy’yi biraz tanıyabilmek için, fotoğrafların izini takip edebilirsiniz; 

Hemen merkezdeki turist information’dan haritanızı alabilirsiniz, bizim gençler haritayı almanın gururunu yaşıyorlar sanırım 🙂
 
Bu arada turist info’nun olduğu yer ilginç geldi, içeriden birkaç kare size de göstermek istedim
Çocuklar burada satranç oynuyordu

Bu arada size söylemek istediğim birşey var; daha önce bahsetmiştim biz yurtdışında navigasyon programı olarak IGO’yu kullanıyoruz, gideceğimiz yerin haritalarını yüklüyoruz ve böylece yolumuzu çok rahat kimseye sormadan buluyoruz. Ancak bu yaz yaptığımız seyahatlerde programı kullanamadığımız zamanlar oldu, çünkü gezilecek yerlerin isimleri vardı elimizde ama IGO’da doğrudan isimle çıkmadı, adres istedi, biz de adreslerini giremedik, bu yüzden bazen IGO’yu kullanamadık. Dolayısıyla gitmeden önce gidilecek yerlerin adreslerini de temin etmek ve gideceğiniz şehirlerin haritalarını da var mı/yok mu diye kontrol etmekte fayda var. Biz Annecy’de IGO’yu kullanamadığımızdan turist haritalarına kaldık 🙂 

Haritamızı edindikten sonra Annecy sokaklarına daldık.. 

Hemen şehir merkezinde restaurantların-kafe-barların olduğu sokakları var Annecy’nin
Dar sokaklar
Bizim sokaklar 🙂
 
Aynı şekilde güzel binaları da var elbet Fransız mimarisi
Çiçek dükkanına bakar mısınız? Zevk sahibi olmak çok başka birşey bunun parayla pulla ilgisi yok arkadaş
 
Sokaklarda dolaşırken acıktığımızı hissettik değişik bir yer gördük, yeni tadları denemek isteyenler için de güzel bir seçenek olabilir. Gittiğimiz yerin ismi; Charcutier Traiteur idi, aşağıda da resmi var. 
Charcutier Traiteur, şu abi dahil değil

Burada pastane tarzında börekler, tuzlu tartlar vs.ler, aynı zamanda da salata tarzı yiyecekler de vardı. 

Hamur işi seçenekler bu şekildeydi, abiiiyciim bizi mi takip ediyosun :O
 
Salatalar da değişik görünüyordu, neyse ki abiyciim gitti 🙂
Yine değişik yemek çeşitleri vardı
 
Gördüğünüz gibi bu dükkanda çeşit boldu, biz salatalardan almadık, hamur işinden yana kullandık tercihimizi, ben mücvere benzeyen bir çeşit hamurla, içi peynir dolu milföy hamurunu tercih ettim, ancak hata yapmışım ikisi de lezzetsizdi 🙂 Siz diğer seçenekleri değerlendirebilir veya görüntülere bakarak buradan uzak durabilirsiniz, tercih sizin efendim.

Buradan bi çıkıyoruz, ne görelim, hemen dibimizde pazar var, pazar mıııı, çok severiz deyip hemen giriyoruz, Taner enfes kayısılar alıyor, ben olmazsa olmaz çeri domatesler alıyorum, tek tek kendim seçiyorum, hamurlarımızın yanında bunları yiyeceğiz. Ayrıca şunu da söylemeliyim; elin pazarı da bizimkinden çok farklı değildi, işte aşağıda elin pazarı 🙂

Gel abla gelll, domatese gell
 
Bu kasalar olmamış ama, bizim pazarlar daha estetik, yakıştıramadım Fransızlara
Bak bu tezgah güzeldi, tatlarını bilmem 
 
Bu tezgah da yine güzeldi bence
Kocam bana şurdan bir dal çiçek almadı ya, buradan kendisine selam gönderiyorum
 
Neyse pragmatist kocam çiçek almadıysa da çeri domatesin parasını ödedi, sağolsun, var olsun.

Biz aldıklarımız ile birlikte çektik kenara ara verdik gezmeye, hemen sokağın bir köşesinde hızlıca yedikten sonra gezmeye devam. Bizim amacımız yemek yemek değil, gezip görmekti zira.

Böylece Annecy sokaklarına geri döndük, daha La Palais de I’lle’ye ve şatoya gideceğiz..

İstikamet Annecy Şatosu;

Pazarın olduğu dar sokaklardan yukarı tırmanıyorsunuz ve Annecy Şatosu
Ha gayret buraları çıkacaksınız
 
Tamam tamam çok yorulmuyorsunuz, aşırı bir yokuş yok, abartmayalım, az zamanda şatodasınız, işte Annecy Şatosu!!, biz içine girmedik, müze haline getirilmiş, “le musée-château d’Annecy” olarak geçiyor.  
Girişi hemen karşıda
 
Annecy Şatosu’nun uzun bir hikayesi var, hem yapımı uzun sürmüş, hem seneler içinde çok yıpranmış uzun yıllar kullanılmamış, Şato’yu adam etmek 20.yy’ın ikinci yarısına nasip olmuş. Şöyle; Annecy Şatosu, 12. ve 16. yy’ları arasında inşa edilmiş, 17. yy’da yangınlar yüzünden metruk vaziyette kalmış, 1947 yılına kadar da doğru düzgün kullanılamamış ve daha sonra iyileştirmeler yapılarak 1953 yılında restore edilmiş ve müzeye dönüştürülmüş.  
Hemen girişinden henüz daha girmeden bu fotoğrafını çekebilirsiniz şatonun, istemezseniz ayrıca içeri girmenize gerek yok
Bir başka kare de acaba müzede nereleri gezsek diyen gençlerle birlikte şato
Bulmuşuz bedave şato, çek İsmail çek 🙂
 
Bi de beraber çek 🙂

Şato bu kadar işte, isteyen parasını verip müzeyi gezebilir, parası ne kadardı inanın hatırlamıyorum, notunu da almamışım akıllı ben, ama çok değildi hatırımda kalan bir bu..

Size ek bir bilgi vereyim de en azından burdan kazanırım belki, şöyle;

2015 yılının tarihleri bunlar ancak tabi ki 2016 için siz bakarsınız hangi tarihlerde yapılacak, e neymiş, Annecy’de Klasik Müzik Festivali oluyormuş efendim, belki ilgilenen birileri vardır
 
Bu arada Annecy Şatosu, küçük çaplı bir meydanda, bu meydanın etrafında güzel evler falan var, değerlendirin fotoğraflayın, eve dönünce bakar anarsınız. 
Böyle evlerde böcek olur diye avutuyorum kendimi
Bu da şatonun dibindeki otel, pek tatlı dimi, fiyatı çok değil, çift kişilik oda fiyatı 300-TL civarı 
 
Neyse buralar böyle, yokuş çıkarak geldiğimiz için kendimizi aşağıya doğru bırakabiliriz;
Buradan yuvarlanabilirsiniz efendim
Biz yuvarlandık bir de ne görelim, tanıştırayım Savoy ineği, çok tatlısın inek
Sonra bu ineğin sütünden yapılmış değişik şekilli dondurmalar
Evet evet aynı dondurmalar, farklı şekiller
Bu da dondurma külahı; görüleceği üzere İsmail’in elinden büyük, vay arkadaş, ne dondurmacıymış bu Annecy’liler
 
Aslında daha size şahane Annecy Gölünü göstermedim, düşünüyorum da önce bu gölü anlatsam sonra göle çıkan kanalı anlatsam, o kanalın üzerindeki Le Palais de I’ıle’yi anlatsam, ay anlatsam da anlatsam bitmiyor, neyse en iyisi ben gezdiğimiz sırayla devam edeyim. Sırada Le Palais de I’ıle var, hadi buyrun;
Önce tabelası
Sonra kendisi; evet burası Le Thiou kanalının üzerinde bir adacık

Bu adacık şatoya yakın, aslında Annecy’de çoğu yer birbirine yakın, yollar sizi buralara çıkartıyor bir şekilde.

Bence biz de yakıştık bu adacığa

Bu şirin yapı Annecy’nin sembolü sanki, eski bir tarihi de var, 12. yy’dan kalma, ilk hapishane olarak yapılmış, ardından madeni paraları burada basmaya başlamışlar, bu basma olayı 14.yy’a kadar sürmüş, sonra şato olarak Monthoux ailesine verilmiş, sonra el değiştirmiş, 16.yy’ın sonunda adliye ve hapishane olarak hizmet vermiş, Fransız Devrimi esnasında ve 1865 yılına kadar hapishane olarak kalmaya devam etmiş. 1900 yılına kadar yapının ortadan kaldırılması için girişimler olmuş, 1900 yılında Fransızlar burayı 1. derece tarihi eser listesine almışlar, fakat bu durum yapının 2. Dünya Savaşı sırasında hapishane olarak kullanılmasına engel olmamış. Şimdilerde ise halka açık kültür merkezi olarak kullanılıyor. 

Sırtınızı Palais de I’lle’e verdiğinizde ileride Annecy Gölü var, burası da Le Thiou kanalının devamı
 
İstemeyerek de olsa buradan ayrılıp Annecy gölü tarafına gidiyoruz, arabayı park ettiğimiz yer de göle yakın, gölden sonra dönüşe geçiyoruz. 
Göle doğru giderken bu evi görüyoruz; uzaktan ev sahibine sesleniyorum; Abim evin güzelmiş!!
 
Gölden önce yemyeşil, milletin piknik yaptığı harika bir parktan geçiyoruz
Serilmişler de serilmişler
Göle kaldı 3 adım, haydi hızlan hızlan

Ay koşacak kadar var ayol, Annecy Gölü çok güzel, önce parça parça resimlerle sonra da panoramik bir resimle aşağıda;

Gölün ortası ne arar la ağaç? demek istiyorum
Bu gölün sol tarafı
 
Aha bu da sağ tarafı
Şuradaki abiye -küçük Emrah ses tonuyla- sesleniyorum; Abi hayat burda çok mu güzel 🙁
 
Kıyıya bööle böööle bayraklar çekmişler, tirbünleri de görüyorsunuz, vallahi burada aksiyon var, ben demiştim
Neyse biz gittiğimizde aksiyon yoktu, ama ağaç güzel dimi?
 
Bu da göle sırtını verince geldiğimiz park
 
Bu da panaromik Annecy, sen ne tatlı bir yersin Annecy ya
 
Biz bu caanım gölü bıraktık, evet evet arkamızda bıraktık, arabaya yürüyeceğiz, ama geldiğimiz yönden değil Le Thiou kanalının oradan, bu kanal bir harika dostum, her açıdan, az önceki açıdan farklı bir de bunu deneyin;
 
İşte Le Thiou 
Bir de köprüsü var; Aşıklar Köprüsü, bunu görünce durur muyuz? 
Ünlü bir facebook atasözü bu noktada “GÖLDE GEZİNTİ QEYFİ” demeyi gerektirir, şaka bir yana eğer isterseniz fiyatlar burada
 
Kanalı geçiyoruz, arabaya doğru yol alıyoruz, bir de ne görelim, hökömet binasının önünde bir havuz, ay hep çocuklar fışkiyenin altında oynayacak değil ya (bakınız: Bern Çocukları), biz de bu havuzda oynayabiliriz bence, 
Evet oynadık, çok da güzeldi..
 
Söylemeye dilim varmıyor, ama yapacak bir şey yok Annecy’nin güzellikleri bizim için buraya kadar sürüyor, yani bitiyor, biz buradan sonra başka bir güzelliği aramaya gidiyoruz, zaten hayat da böyle değil mi biri biterken diğer başlayan herşeyde yeni ve başka bir güzellik değil mi aradığımız?
Facebooktwitter

Bir Cevap Yazın