Outdoor diye çıktık çamura battık :) – İğneada; tam bir macera!

İĞNEADA – LONGOZ ORMANLARI

Geçtiğimiz 29 Ekim’de İğneada Longoz Ormanları’na gidelim dedik nükleer santral falan diyorlar bunların ne yapacağı belli olmaz, yapmadan dünya gözüyle görelim diye. Çok da güzel oldu, pek de güzel oldu. Lakin Longoz Ormanları çok büyükmüş, öyle ha deyince gezilmiyormuş bunu da öğrenmiş olduk, biz günübirlik gitmiştik bir dahaki sefere konaklamalı gitmeye karar verdik.

Bu yazımın konusu asıl maceraya geçmeden önce size biraz Longoz hakkında bilgi vermek istiyorum;

Longoz bir orman çeşidi, denize doğru akan derelerin getirdiği kumların birikerek kıyıda set oluşturması ve dere ağzını kapatması sonucu akarsuyun biriktiği yerde oluşan bir özel ekosistem. Yalnızca belirli ağaç (örneğin, dişbudak, kızılağaç, vs), bitki (örneğin, göl soğanı, su menekşesi, vs) ve kuş (örneğin, kara leylek, balıkçıl, vs) türleri bu yaşam ortamını tercih ediyor.

Bu ekosistemin devamlılığı için en temel koşul, bol suyun devamlı var olması. Su, getirdiği kil ve organik materyal ile bu sahaların topraklarını mineral ve organik materyal yönünden zenginleştiriyor. Bu sucul ormanlar yağmur ormanları gibi gür. Bununla birlikte, yağmur ormanları gibi sadece yağışa ve hava nemine değil, daha çok ‘taban suyu’na bağımlı. Bu özellikleri ile tropikal bölgelerin ‘mangrove’ ormanlarına benziyor.

Longoz ormanları nadir rastlanan ekosistemler. Türkiye’de İğneada (Kırklareli), Acarlar (Sakarya) ve Sarıkum’daki (Sinop) longoz ormanlarının yanı sıra, Kızılırmak Deltası’nda da (Samsun) longoz niteliğine sahip ormanların çok küçük kalıntıları kalmış.

Bunların dışında yeterli büyüklük ve kapalılığa sahip alüvyal-subasar orman kalmamış. Bu nedenle elimizde kalan son longoz ormanlarının varlıklarını sürdürmeleri çok önemli. Bu konuda detaylı bilgiyi internetten edinmeniz mümkün, hem öğrenmek hem de korumak isterseniz işte size bir site önerisi; tıklayın!

Gelelim maceramıza;

Efendim biz de hem İğneada’yı hem Longoz Ormanları’nı merak ettiğimizden sabah erkenden bindik arabamıza çıktık yola.

Longoz Ormanları’na varmamızla çamura batmamız bir oldu, neden mi? Arabamız, sevgili emektar 4X4 Suzuki Vitara’mıza güvendik daldık suyun içine, suyun içine derken yanlış olmasın daldık akan bir nehrin içine demek istedim 🙂 Fakat dibi çamur olduğundan ve biraz önlem almadan suya daldığımızdan saplandık kaldık 🙂 Bayağğ bayağğ saplandık, işte resimleri;

yeni-batık araba

İşte o su (!), yani nehir 🙂

Sonra önce Taner paçaları sıvayıp indi arabadan -araba bu esnada çalışır vaziyette kaldı-, etrafta birilerine bakmaya gitti, göremedi, geri geldi, geri geldiği esnada motosikletli biri geldi ve gitti, yardım bakacağını söyledi Taner’e. Bu arada sen araba bi de dur, çalışma! Hiçbir şekilde hareket ettiremiyoruz arabayı 🙂 Taner paçaları sıvayıp yeniden gitti yardım bakmaya. Bu süre zarfında arabanın içi giderek daha sulu bir hal almaya başlamıştı. Yani arabaya giderek daha çok su basıyordu! Biz de -bu seyahatte birlikte olduğumuz arkadaşımız Sinem ve ben- paçaları sıvayıp çantaları toplayıp arabadan çıktık. Bu sırada motosikletiyle karşılaştığımız kişinin Taner’le birlikte traktörle geldiğini gördük ve tabi ki sonrası sevinç çığlıkları 🙂

Sayesinde arabamızı kurtardık, işte kurtarılma anları;

outdoor-1

outdoor-2  outdoor-4 outdoor-5 outdoor-6

outdoor-7 outdoor-8

Bizi kurtaran kişiye çok dua ettik, sayesinde kurda kuşa yem olmaktan kurtulduk :), baksanıza ıssız bir yer, burada kalsak ne yapardık 🙂

Sonrasında tabi ki gezimize kaldığımız yerden devam ettik, zira henüz macera yeni başlamıştı 🙂

Longoz’a giriş maceramız bu şekilde, İğneada ve Longoz gezi detaylarını da bilahare paylaşacağım..

Facebooktwitter